Mevlana Sözleri

Kötülük etme kötü düşersin, kuyu kazma kendin düşersin. Hz. Mevlana

İnsanı ateş değil, kendi gafleti yakar; herkeste kusur görür, kendisine kör bakar. Neye nasıl bakarsan, o sana öyle bakar. Mevlana

Sakın görünüşe aldanma... Görünüşte herkes insandır ama gerçek insan hal ehli olandır. Hz. Mevlana

Aşka yanmalı can dediğin. Ya canın olmalı ya da canını almalı. Yâr diyemezsin ki herkese, içindeki yaran olmalı. Herkesinde bir yüreği vardır amma yürek dediğin de bir başka yanmalı. Hz. Mevlana

Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın. En garibi de budur ya... Öldüm der durur, yine de yaşarsın. Hz.Mevlana

Güzellik Mevla'nın lütfudur. Nur'un yansımasıdır. Edep ise kişinin gönül aynasıdır. Hz. Mevlana

Temiz kişilerin muhabbetini canının ortasına yerleştir. Gönlü hoş olanlardan başkasına gönül verme. Mevlana

Demir gibi cahili, altın gibi bilginden daha kıymetli yapan şey, ahlaktır. Mevlana

Yaydan fırlayan ok gibidir ağzından çıkan bir söz. Ve hiç geri dönmüş değildir atıldıktan sonra bir ok. Mevlana

Topumuz bir tek inciyiz, bir tek. Başımız da tek, aklımız da tek. Ne diye iki görür olup kalmışız İki büklüm gökkubbenin altında, ne diye?

Sen ruhuma cemre diye damlamadıktan sonra ben bu bedende neyleyim. Aşk da sen, hasret te sen, ben de sen.

Bizim bedenlerimiz, birer evdir; ruhlarımız da, o evlerde birer konuk! Ey Allah'ım! Biz, yokuz; bedenlerimiz de, canlarımız da Sen'in gölgenden ibarettir! Aslında tenlerimiz de, misafir olan canlarımızın canı da Sen'sin!

Yürürken başımın yerde olması sizi rahatsız etmesin. Benim tek derdim; yere düşen edebinize takılmamak.

Her şey, neye layıksa ona dönüşür.

Ağızdan çıkan söz, yaydan fırlayan oka benzer. İkisini de geri getirmek mümkün değildir. Ok atılmadan önce iyi nişan alınmalı, söz söylenilmeden önce iyi düşünülmelidir.

Geveze birisine sır söylemek, kırık testiye su koymaya benzer.

Kalbin de rızkı var. Peşine düşmek gerek, nasiplenmek için.

Ayağında diken yarası olmayan, sinesine gül kokusu süremez.

Aşk kalpten, dost sırttan vurur. Kalbin iyileşir ama sırtın hep kambur kalır. Hz. Mevlana

Üzülme! Çünkü yaradan umudu en çaresiz anlarda yollar. Unutma; yağmurun en şiddetlisi en kara bulutlardan çıkar.

Bize gözün değil, gönlün gördüğü yürek gerek.

Senin aşktan yana nasibin varsa; dokunsan da yanacaksın, dokunmasan da. İyi bil ki; bazıları hasrette yanar, bazıları da vuslatta.

Yüreğine diken batmadan anlayamazsın bunu can.

Doğruların, yemin etmeye ihtiyacı yoktur.

Cahil bir kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol!

Çaresizlik Allah'tan gelen en güzel işarettir. Duanın vaktinin geldiği gösterir. Süzülüyorsa gözünden yaşlar, hüzünlüyse güzel yüzün, Rabbin seni özlemiş, sesini duymak istemiş demektir.

Yanmak var, yanmak var. Odun yanınca kül olur, insan yanınca kul olur! Hz. Mevlana

Dua edecek güzel gönlün yoksa, gönlü güzel olanlardan dua iste! (Mevlana)

İyi ki geçiyorsun zaman! Ya acının en derinime işlediği bir anda donsaydın! - Hz. Mevlana

Sen neye nasıl bakarsan oda sana öyle bakar! - Hz.Mevlana

Hayat sana arka arkaya dikenlerini gösteriyorsa sakın üzülme, aksine sevin. Çünkü, çok yakında gülü de gösterecektir. Hz. Mevlana

Hiçbir şey için 'benimdir' deme. De ki; 'yanımdadır'. Çünkü ne toprak, ne altın, ne hayat, ne huzur, ne keder, ne de sevgili daima seninle kalır. - Hz. Mevlana

Gönül al, dost al, yoldaş al ama hiç bir zaman BEDDUA alma! (Hz.Mevlana)

İnsanın ham maddesi topraktır ama fazla sulandı mı çamurlaşır. Hz.Mevlana

Sen benim; bügünüme şükür ve yarınıma dua edişim, azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişimsin.

Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama; gül başka, leş başka kokar.

Bitkinin güzelliği,tohumun iyiliğinden. İnsanın güzelliği ise kalbinden gelir! Mevlana

Dibini Görmediğin Suya Dalmadığın Gibi, Emin Olmadığın Sevgiye Teslim Etme Kendini! Hz.Mevlana

Konuştuğum kadar yaşasaydım, sustuğum kadar ölmezdim. Bu denli ağlayacağımı bilseydim, ömür boyu gülmezdim. (Hz.Mevlana)

Resim, ressama, beni kusurlu yaptın diye söz mü söyleyebilir?

Hıristiyanların bilgisizliğine bak ki, asılmış Tanrı?dan medet umuyorlar.

Huzurunda bulunmayanlara bile böyle elbiseler, böyle yiyecekler verirse, kim bilir konuğun önüne ne nimetler koyar.

Hiç köpeğin havlaması, ayın kulağına değer mi?

Herkes güneşi görebilseydi, güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne ihtiyaç vardı?

Dostların ziyaretine eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmektir.

Kasırga pek çok ağaçlar yıkar fakat yeşermiş bir ota ihsanlarda bulunur.

Zıddı meydana çıkaran, onun zıddı olan şeydir. Bal, sirkeyle belirir.

Arslanın boynunda zincir bile olsa, bütün zincir yapanlara beydir arslan.

Yokluk, varlığın aynasıdır.

Hacca gideceksen, bir hac yoldaşı ara. İster Hint?li olsun, ister Türk, ister Arap. Şekline, rengine bakma, maksadı ne, ona bak.

Rengi kara bile olsa, bir kişi seninle aynı maksadı güdüyorsa, ona ak de, senin rengindedir.

Sen şekillerde kalırsan puta tapıyorsun demektir. Her şeyin şeklini bırak, manasına bak

İnanan, inananın aynasıdır.

Ay, yıldızlardan utanır ama yine de cömertliği yüzünden yıldızların arasında bulunur.

Koruktaki su ekşidir ama koruk üzüm olunca tatlılaşır, güzelleşir. Derken küpte yine acır, haram olur fakat sirke olunca ne güzel katıktır.

Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir.

Somuna benzer bir şey düzsen, emdin mi, şeker gelir ondan, ekmek tadı değil.

Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir

Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen varlığını yaka dur.

Sabır, genişliğin anahtarıdır.

Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür. Düşünenlerin

Peygamberler insanları Allah?a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar?

Yoksul, cömertliğin aynasıdır.

Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret.

Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de.

Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir.

Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez dilediği yere çeker götürür.

Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa.

Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur.

Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur.

Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi.

Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan!

Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır.

Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur.

Aşk, davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.

Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir.

O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur.

Dil, anlamlara bir oluktur adeta, fakat nereden sığacak oluğa deniz?

İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.

Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal,

Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar?

Yeryüzü ile dağda aşk olsaydı, gönüllerinde bir ot bile bitmezdi.

Madem ki, akıl babandır beden de anan, oğulsan babanın yüzüne bak.

Mümin bir kopuza benzer. Madem ki inanan kişi feryat edip ağlamada kopuzdur, kopuz kendisine mızrap vuran olmadıkça feryat etmez.

Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları.

Din evinde haset faresi bir delik açar ama kedinin bir miyavlaması ile ürker kaçar.

Köpekler gibi kızmayı bırak, arslanların gazabına bak. Arslanların gazabını görünce de var, bir yaşına girmiş koyun gibi yavaş ol.

Küfürle iman, yumurtanın akıyla sarısına benzer. Onları ayıran bir berzah var, birbirine karışmazlar.

Allah ile birleşmek demek, senin varlığının O?nunla birleşmesi demek değildir. Senin yok olmandır.

Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş peşindedir. Şekerden ne anlar o?

Avlanmak istedik mi uçup gittiğimiz yer Kafdağı?dır. Akbaba gibi leş avlamayız biz.

Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır.

Ekmek, beden hapishanesinin mimarıdır.

Can, doğan kuşuna benzer, beden ona bir tuzak

Sınama, deneme yolunda bilgi, tam inançtan aşağıdır, zindansa yukarı.

Göz olgunlaştı mı, temeli, özü görür. Ama kişi şaşı oldu mu parça buçuğu görür ancak.

Bilgiye ulaştı mı ayak, kanat olur.

Tam inanç aynası kesilen kişi, kendini görse bile, Tanrı?yı görmüş olur.

Eğri ayağın gölgesi de eğridir.

Padişah, töhmet altına alınanı Karun?a çevirir. Artık suçsuzu ne hale kor, onu sen düşün.

Taş, taşlıktan çıkıp yok olmadıkça, mücevher olup yüzüğe takılır mı hiç?

Demirciliği bilmiyorsan, demirci ocağından geçerken sakalın da yanar, saçın da.

Yol afetleri içinde şehvetten beteri yoktur.

Hiçbir şeyden haberi olmayan cansızlardan, gelişip boy atan bitkiye, bitkiden yaşayış, derde uğrayış varlığına, sonra güzelim akıl, fikir, ayırt ediş varlığına geldin.

Padişahın adamlarından biri, zindanın burcunu yıksa, zindancının gönlü bu yüzden kırılır mı hiç?

Hırs, çirkinlikleri bile güzel gösterir.

Hiç ay, yeryüzünde ev sahibi olur mu?

Susmakla canın özü, yüzlerce gelişmeye ulaşır. Ama söz, dile geldi mi, öz harcanır.

İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır.

İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste.

Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.

Kin, sapıklığın da aslıdır, kafirliğin de.

Hoş, güzel ömür, yakınlık aleminde can beslemektir. Kuzgunun ömrü ise fışkı yemeye yarar.

Ölülerle savaşıp gazilik elde edilmez.

Uçan kuş, yeryüzünde kalsa tasalanır, derde düşse ağlayıp inlemeye koyulur. Fakat ev kuşu, kümes hayvanı, yeryüzünde sevinçle yürür, yem toplar, neşeyle koşar durur.

Hani bir hayvan vardır, porsuktur adı. Dayak yedikçe semirir, büyür, köteği yedikçe daha iyileşir, sopa vuruldukça semirir, insan da gerçekte porsuktur, çünkü o da dert, mihnet sopasıyla büyür, semizleşir.

Öküz, ansızın Bağdat?a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz kabuğunu görür.

Pirenin ısırışından meydana gelen yanış, seni yılan soktu mu yok olur gider.

Tavus kuşu gibi sadece kanadını görme, ayağını da gör.

Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim var?

Eşeğin ardını öpmekte bir tat, tuz yoktur. Faydasız yere, sakalını, bıyığını kokutur.

İçen akıllıysa, aklının parlaklığı daha da artar, fakat kötü huyluysa daha beter olur. Ama halkın çoğu kötü olduğundan, beğenilmez huylara sahip bulunduğundan, içki herkese haram edilmiştir.

Sözün eğri olsa da, anlamı doğru bulunsa, sözdeki o eğrilik, Tanrı?ya makbuldür.

Oltandaki et lokması, balık avlamak içindir. Öyle lokma ne bağıştır ne cömertlik.

Sen, yerdeki yeşillik gibisin, ayağın bağlı. Bir yel esti mi, tam inanca ulaşmadan başını sallarsın.

Denizden bile yerine su koymadan devamlı su alsan, bu işin denizleri çöle çevirir.

Bir kuyudan her gün toprak çeker, her gün orayı kazar, eşersen, sonunda arı duru suya ulaşırsın.

İkiyüz batman bala, bir okka sirke döksen, balın içinde erir, gider. Balı tattın mı sirkenin tadını bulamazsın fakat tartarsan bir okka fazla gelir. Demek ki sirke, hem yok olmuştur, hem vardır.

Bilginin, iki kanadı vardır, şüphenin tek.

Yılan yumurtası da serçe yumurtasına benzer ama aralarında ne kadar fark var.

Sabır, insanı maksadına en tez ulaştıran kılavuzdur.

Davud?un elinde mum oluyor, senin elindeyse mum, demire dönüyor.

Başın ırmağın suyuna daldı mı, suyun rengini nasıl görebilirsin?

Güneşin ışığı pisliğe vursa bile pislenmez, ışıktır o.

. Bal yiyen arısından gocunmaz..

Dosttan, yakınlardan gelen bir cefa, düşmanın üçyüzbin cefasına bedeldir.

Sonsuzun iki yanı da yoktur, ortası nasıl olabilir?

Kibir kokusu, hırs kokusu, tamah kokusu, söz söylerken soğan gibi kokar.

Satrançta piyon yola çıkar da, sonunda yüce vezir olur.

Aynada bir şekil görürsün hani, senin şeklindir o, aynanın değil.

Tanrı yüzünü çirkin yaratmışsa, kendine gel de, hem çirkin yüzlü hem çirkin huylu olma bari.

Korukla üzüm birbirine zıttır ama, koruk olgunlaştı mı güzel bir dost olur.

Madem ki hırsızsın, bari o güzelim inciyi çal, madem ki gebe kalıyorsun, bari yüce bir çocuğa gebe kal.

Tahta içinde yaşayan kurt, o tahtanın fidan olduğu vakit ki halini bilir mi hiç?

Bağış, kine merhemdir.

Kara odun ateşe eş oldu mu, karalığı gider, tümden ışık kesilir.

Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir.

Sen de sağ eline bir sopa aldın ama senin elin nerede, Musa?nın eli nerede

İnsanoğlu, dilinin altında gizlidir. Dil, can kapısının perdesidir. Yel, perdeyi kaldırdı mı ne var, belirir bize.

Resim, ressama, beni kusurlu yaptın diye söz mü söyleyebilir?

Hıristiyanların bilgisizliğine bak ki, asılmış Tanrı?dan medet umuyorlar.

Huzurunda bulunmayanlara bile böyle elbiseler, böyle yiyecekler verirse, kim bilir konuğun önüne ne nimetler koyar.

Hiç köpeğin havlaması, ayın kulağına değer mi?

Herkes güneşi görebilseydi, güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne ihtiyaç vardı?

Dostların ziyaretine eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmektir.

Kasırga pek çok ağaçlar yıkar fakat yeşermiş bir ota ihsanlarda bulunur.

Zıddı meydana çıkaran, onun zıddı olan şeydir. Bal, sirkeyle belirir.

Arslanın boynunda zincir bile olsa, bütün zincir yapanlara beydir arslan.

Yokluk, varlığın aynasıdır.

Hacca gideceksen, bir hac yoldaşı ara. İster Hint?li olsun, ister Türk, ister Arap. Şekline, rengine bakma, maksadı ne, ona bak.

Rengi kara bile olsa, bir kişi seninle aynı maksadı güdüyorsa, ona ak de, senin rengindedir.

Sen şekillerde kalırsan puta tapıyorsun demektir. Her şeyin şeklini bırak, manasına bak

İnanan, inananın aynasıdır.

Ay, yıldızlardan utanır ama yine de cömertliği yüzünden yıldızların arasında bulunur.

Koruktaki su ekşidir ama koruk üzüm olunca tatlılaşır, güzelleşir. Derken küpte yine acır, haram olur fakat sirke olunca ne güzel katıktır.

Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir.

Somuna benzer bir şey düzsen, emdin mi, şeker gelir ondan, ekmek tadı değil.

Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir

Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen varlığını yaka dur.

Sabır, genişliğin anahtarıdır.

düşündürdükleri?

Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür. Düşünenlerin

Peygamberler insanları Allah?a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar?

Yoksul, cömertliğin aynasıdır.

Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret.

Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de.

Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir.

Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez dilediği yere çeker götürür.

Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa.

Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur.

Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur.

Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi.

Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan!

Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır.

Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur.

Aşk, davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.

Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir.

O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur.

Dil, anlamlara bir oluktur adeta, fakat nereden sığacak oluğa deniz?

İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.

Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal,

Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar?

Yeryüzü ile dağda aşk olsaydı, gönüllerinde bir ot bile bitmezdi.

Madem ki, akıl babandır beden de anan, oğulsan babanın yüzüne bak.

Mümin bir kopuza benzer. Madem ki inanan kişi feryat edip ağlamada kopuzdur, kopuz kendisine mızrap vuran olmadıkça feryat etmez.

Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları.

Din evinde haset faresi bir delik açar ama kedinin bir miyavlaması ile ürker kaçar.

Köpekler gibi kızmayı bırak, arslanların gazabına bak. Arslanların gazabını görünce de var, bir yaşına girmiş koyun gibi yavaş ol.

Küfürle iman, yumurtanın akıyla sarısına benzer. Onları ayıran bir berzah var, birbirine karışmazlar.

Allah ile birleşmek demek, senin varlığının O?nunla birleşmesi demek değildir. Senin yok olmandır.

Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş peşindedir. Şekerden ne anlar o?

Avlanmak istedik mi uçup gittiğimiz yer Kafdağı?dır. Akbaba gibi leş avlamayız biz.

Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır.

Ekmek, beden hapishanesinin mimarıdır.

Dünyaya demir atmış Karun?u, yer çekti, yuttu. Ulular ulusu İsa?yı gökyüzü çekti, yüceltti.

Biz, tulumla, küple, testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza götürün.

Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.

Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin yüzünü, gözünü örter.

Dünya köpüktür. Tanrı sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü, denizin arılığına, duruluğuna perdedir.

Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum ve petek değildir. Arı biziz. Şekil sadece bizim imal ettiğimiz mumdur

Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede?

Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak,sırları örtmek yaraşır.

Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar.

Hangi tohum yere ekildi de bitmedi, ne diye insan tohumunda böyle bir şüpheye düşüyorsun?

Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kase tutacakmışım?

Cübbe ve sarık ile alimlik olmaz. Alimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir.

Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz.

İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur.

İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır.

Dert, insana yol gösterir.

Kuş seslerini öğrenen kimse, kuş olmadığı gibi aynı zamanda kuşların düşmanı ve avcısıdır.

Ümit, güvenlik yolunun başıdır.

Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin karşılığıdır.

Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek Allah?ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir.

Doğruluk, Musa?nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.

İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana.

Ağzını kapa ve altın dolu avucunu aç. Ceset cimriliğini bırak da cömertliği seç.

Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?

Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.

Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra

O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.

Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan, bir saman çöpüne değmezsin.

Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.

Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.

A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.

İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.

İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir. Görememek ayıbı, göstermemek kusuru, uğursuz nefsin parmağına ait işte.

Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.

Rüşvet alan para pul padişahı değiliz. Paramparça olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız biz.

Mumundur karanlık veren sana. Anlatırdım bunu ama, gönlünün beli kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık, yaşamak fayda vermez.

Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.

Canım bedenimde oldukça, kulum, köleyim, seçilmiş Muhammet?in yolunun toprağıyım. Birisi sözlerimden bundan başka söz naklederse, o kişiden de bezmişim ben, o sözden de.

Sözle anlatılan şey, yalan bile olsa, kokusu, gerçek olduğunu da haber verir, yalan olduğunu da.

Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır.

Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın.

Doğan, avdan av getirir, fakat kendi kanadıyla uçar da avlanır. Padişah da bu yüzden onu keklikle, çil kuşuyla besler.

Hırsın yemdir, cehennemse tuzak.

Kötü nefis, yırtıcı kuştur.

Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli yiğitlerin naraları, tilkiyle arslanın sesi gibi meydandadır.

Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.

Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır.

Dünya malı, bedene tapanlara helaldir.

Çayırlıktan, çimenlikten esip gelen yel, külhandan gelen yelden ayırt edilir.

Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler

Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?

Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?

Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.

Ekme günü gizlemek toprağa tohumu saçmak günüdür. Devşirme günüyse tohumun bittiği gündür,karşılığını bulma günüdür.

Şarap kadehtedir ama kadehten meydana gelmemiştir ki. Ağzını,şarabı verene aç.

Her korkuda binlerce eminlik vardır,göz karasında onca aydınlık mevcut.

Ağlayışın,feryat edişin bir sesi,sureti vardır. Zararınsa sureti yoktur. Zararda insan elini dişler ama zararın eli yoktur.

Çalınmış kumaş,devamlı kalmaz insanda. Hırsızı da darağacına götürür.

Mal, sadakalar vermekle hiç eksilmez. Hayırlarda bulunmak,malı yitmekten korur.

Alışsan güvercin sallanan kamıştan kaçar mı hiç?O kamıştan göklere uçan yere alışmamış olan güvercin ürker,kaçar.

Resimler ister haberleri olsun,ister olmasın,hepsi de ressamın elindedir,o elden çıkar.

Anlayış,edep şehirlilerdedir. Ziyafet,garip konaklamak da köylülerde.

Oyun ,görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.

Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.

Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar

Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?

Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.

Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.

Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.

Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.

Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.

İsa?nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.

Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?

Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..

Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir..

Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..

Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..

Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.

Yol kesenler olmadıkça ,lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça,sabırlılar ,gerçek erler,yoksulları doyuranlar nasıl belirir,anlaşılır?

Şu deredeki su,kaç kere değişti,yıldızların akisleri hep yerinde.

Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.

Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak.

Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.

Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış,oysa önünde yüzlerce dağ var

Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.

İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.

Sarhoş, cinayeti yapar da sonra ?özrüm vardı, kendimde değildim?der. Kendinde olmayış,kendiliğinden gelmedi sana,onu sen çağırdın.

Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..

Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah?tır. Tamahkarın kıblesi ise altın torbası.

Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir. Arslanın, sabredip pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.

Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah?ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.

Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.

Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.

Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.

Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.

Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.

Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.

Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.

Genişlik, sabırdan doğar.

O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin.

Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
mevlana sözleri
Sosyal Medyada Paylaş
Aşk Sözleri,Güzel Sözler,Vefasız Sözler,Mevlana Sözleri